nefesinde yağmur bulutlarını misafir eden adam
bu yüzdendir nefesini içime çekip gözyaşlarımı tutamamam...
"İÇİNDE BARINDIRDIĞIN EVREN KADAR VAR OLACAKSIN VE HAYATTAN ÇALDIĞIN ZEVKLER KADAR YAŞADIĞINI ANLAYACAKSIN."
"Çocuk,
Her vedanın ardında bir bekleyeni vardır kimsenin bilmediği
Ve her gözyaşının altında bir dua kimsenin duymadığı
Çevir gökyüzüne başını.Bakma arkana!Daha sert basa basa, daha güçlü!
Anlat bu kara şehrin yollarına ak adımlarınla!
Gitmek yenilmek değil kazanmak da!
Gitmek gitmektir işte.
Hepsi bu. "
Her vedanın ardında bir bekleyeni vardır kimsenin bilmediği
Ve her gözyaşının altında bir dua kimsenin duymadığı
Çevir gökyüzüne başını.Bakma arkana!Daha sert basa basa, daha güçlü!
Anlat bu kara şehrin yollarına ak adımlarınla!
Gitmek yenilmek değil kazanmak da!
Gitmek gitmektir işte.
Hepsi bu. "
24 Ara 2009
15 Eyl 2009
gidilecek kentler adına..
uzun zaman tecrübelerini birkaç güne sığdırmış fazladan yaşamışçasına huzurlu
kayıpları nedenlere bağlayıp içini söndürmüş gibiydi Marla
zaferlerden önce yenilgileri tatmalıydı o şair ruhlu,"ucube" bir kadındı..
az zamana çok şeyler sıkıştırdı önce biriktirdiği hikayeleri toparladısilik hafızasını yokladı
geçmişle arasına örülmüş duvarların çatlaklarından sızanlarlaonca yaşanmışlıklarını üzerine yaşayamamışlıklarını ekledi
zaferlere girmek istediği şehire bu sefer geride bırakmak istediklerini alarak koyuldu yola..
ucube ve umarsızdı..
kırılganlıklarını öfkenin renkleriyle boyadı..
en az bir yıl daha lacivert bir odası olamayacaktı..
susmaları tercih etti kayırdığı düşkırıklıklarının arasından..
nedeni ve sonunu bilemediği bu yazgıya geçici bir süre için suskun ölümler ekledi..
gelecek zaman kiplerinde yeni kentler ve hikayeler eklemeydi küskün yazgısına..
beklemeliydi ...
kayıpları nedenlere bağlayıp içini söndürmüş gibiydi Marla
zaferlerden önce yenilgileri tatmalıydı o şair ruhlu,"ucube" bir kadındı..
az zamana çok şeyler sıkıştırdı önce biriktirdiği hikayeleri toparladısilik hafızasını yokladı
geçmişle arasına örülmüş duvarların çatlaklarından sızanlarlaonca yaşanmışlıklarını üzerine yaşayamamışlıklarını ekledi
zaferlere girmek istediği şehire bu sefer geride bırakmak istediklerini alarak koyuldu yola..
ucube ve umarsızdı..
kırılganlıklarını öfkenin renkleriyle boyadı..
en az bir yıl daha lacivert bir odası olamayacaktı..
susmaları tercih etti kayırdığı düşkırıklıklarının arasından..
nedeni ve sonunu bilemediği bu yazgıya geçici bir süre için suskun ölümler ekledi..
gelecek zaman kiplerinde yeni kentler ve hikayeler eklemeydi küskün yazgısına..
beklemeliydi ...
1 Ağu 2009
bir gidişin provasında...
Hangi şehir iyi gelir şimdi ruhuma bu kaçışın provasında…
Ve hangi küskün şehir alır şimdi beni koynuna kırk yıllık ahbabıymışçasına…
Metrekareye düşen insan sayısını merak etmiyorum,
Metrekareye kaç kırgın insan düşer bu şehirlerde?
Kaç yitik adam, kaç yüzü düşmüş kadına rastlarım yamalı asfaltlı sokaklarında bu şehirlerin…
Ve hangi küskün şehir alır şimdi beni koynuna kırk yıllık ahbabıymışçasına…
Metrekareye düşen insan sayısını merak etmiyorum,
Metrekareye kaç kırgın insan düşer bu şehirlerde?
Kaç yitik adam, kaç yüzü düşmüş kadına rastlarım yamalı asfaltlı sokaklarında bu şehirlerin…
Şimdi bana sen söyle Marla...

Nemli bir sabahta
Kırılgan kuşlarının içli şarkılar söylediği ormana doğru ilerliyoruz.
Yol çizgileri uzuyor, biz ömrümüzden çalıyoruz.
— yolun neresindeyiz?
Rüyalarımı bile ele geçirmiş kaçışlarım.
Ve her yeni gün daha da yorgun uyanıyorum.
Şimdi bana sen söyle Marla- Yolun neresindeyiz?
Öyle haklı gibi susma Marla!
Bileklerini kesip ruhundaki acıyı unutabileceğini mi sandın?
Ben denedim Marla!
Senin nefes alamadığın tüm yüzyıllar boyunca denedim.
— eğer ruhun kanıyorsa bileklerinden önce
Bedava bir anestezi oluyor sadece bu.
Şimdi kanatabildiğin kadar kanat acıyan yerlerini.
Ben seni zeki bir kadın sanardım.
Bir tek ruhunda estetik yok
Farkına varamadın mı hala Marla?
Sakın cevap verme bana Marla!
Sadece kandığın kadar kanat!
Bedeninden önce kalbine kimse dokunmayacak
Anla artık Marla!
6 May 2009
Tüm ağlayan mor etekli kadınlar adına..
Soğuk su akan musluğu açmak için
sıcak suyun ısınmasını beklersin ya
Kontrolün dışında olan her şeyi beklediğin gibi
Aslında üç mevsim de fazlaymış
bir yabancı beklemek için.
Tüm mor etekli kadınlar adına özür diliyorum senden
Her kadın mor etek giyemez
uzunlu kısalı
Ama her kadın kırılır fazlasıyla
ve ağlar ömrünce.
sıcak suyun ısınmasını beklersin ya
Kontrolün dışında olan her şeyi beklediğin gibi
Aslında üç mevsim de fazlaymış
bir yabancı beklemek için.
Tüm mor etekli kadınlar adına özür diliyorum senden
Her kadın mor etek giyemez
uzunlu kısalı
Ama her kadın kırılır fazlasıyla
ve ağlar ömrünce.
Beklemek yine ahlaksız kılıyor..

..
Eski sevgiliden
kalan
Sevgisizliğinden kalan bir şarkı eşlik ediyor şimdilerde ruhuma.
Küller arasında kaldım.
Kahve kokusu her zaman ki gibi can alıcı…
Sen
büyük düşlerin adamıydın
Ben
küçük inatçı hayallerimin esiri…
Yine
yaz gelir.
Yine
deniz ısınır.
Belki buz tutan umutlar çözülür de
daha sert basarım yürürken adımlarımı…
1 May 2009
Kahven soğuyor, neredesin?

Ruthian: Hadi Ate artık acele et kahven soğuyor! Sana kaç defa daha söyleyeceğim yalnız kahvaltı etmekten hoşlanmadığımı?
Ate: Sorun da bu ya! Sen hep sana eşlik edecek birini istedin. Kim olduğunun pekte bir önemi yoktu. Ben şimdi gidiyorum. Caddeden geçenlerden birini çevir kendine ve unutma ki caddeye adım attığımda ben de o herhangi bir insandan biri olucam.
Tanrının işine bak! Bana verdiğin değeri bundan daha iyi açıklayan bi durum olamazdı sanırım.
Ruthian: Sen de defol onlar gibi Ate! Defol!
Ate: Biliyor musun Ruthian? Elindeki kahveyle çok benzeşiyoruz. Ben senden soğuyorum. O da elinde soğuyor. İkimizde senden soğuyoruz. Nasıl dayanabilirdik ki sana..
Ruthian: Seni acele et diye uyarmıştım ama hala burdasın!
27 Nis 2009
Dolupta taşamamış her şey adına..
26 Nis 2009
Tükenişe tüketelim..
12 Nis 2009
Lavinya

...
Sana gitme demeyeceğim
ama gitme lavinia
Yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim
İncinirsin yine de sen bilirsin
Sana gitme demeyeceğim
Ama gitme lavinia
Üşüyorsun ceketimi al günün en güzel saatleri bunlar
Lavinia yanımda kal
Sana gitme demeyeceğim
Ama gitme lavinia
Adını gizleyeceğim
Sende bilme bilme lavinia
Yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim
İncinirsin yine de sen bilirsin
Özdemir Asaf (1957)
11 Nis 2009
Acıyı öpebilme şansı ta dudaklarından bahşedilmişiti bana..

...
O benim sessizliğimdi
O benim aşkımdı..
O benim arkadaşımdı
Ve şimdi o benim tükenmişliğim..
Çürüyen yanım..
Beni terk etmeyen siyah Güneşim..
Şimdi o tendeki suçluluk en derinlerde kanatır ruhumu..
Ve sen büyümemekte direnen,
inatçı erkeğim..
Yollar hep ardından gelirdi, bilemedin..
Ötelerde bi dünya aramana gerek yoktu
Beni ardında bırakmak için..
Çürürken..
Mutluluktan ağlarken ben..
Düşlerimin gerçekleşmemesini dileyecek
kadar korkarken tükenmekten..
Ve şimdi
Yere düş,
düşle..
O düşlediğin güzel kadınlardan hangisini bu gece için seçeceğini..
Sevgisi için..
Uyuşabilmek için..
Oysa hangisi yakan öpücüklerinle tek bir gecede tüketilmek isterdi ki..
İnanbilmek için aşkın varlığına en baştan güvenebilmeyi,
Kurbanı oynamayı hangisi en başından kabullenebilirdi ki..
Biliyorsun,
Bu son hoşçakalımız değildi..
9 Nis 2009
Tükenen geceye ağıt ta ki bir sonraki geceye kadar !
4 Nis 2009
Mavide açar çiçeklerim..maviye boyarım ben de düşlerimi..

aşklarımla, saçlarıma aynı sıfatları ekledim..
kısacıklar..
oysa kısa bir ömürde uzun vadede yaşamayı düşledim kaçtığım her şeyi..
altı kalsın üstü de..
alt üst ettin beni gündüzlerde ve gecelerde..
gecelerce şehri izledim üşüyen ellerimdeki sıcak kahveyle..
griliği de donsun artık şehrin..
zaman kipleri ölü balıklara eklensin..
ve sen yine doğduğun şehirde doğurduğun acılarınla aynı yatağı paylaş..
suskun,
tahammülsüz
öylece kal kollarında ona ait olduğunu sanan adamların..
kırgın,
sarılmayı özlerken sarsılmalarından yorulan
ve sanrılarında kendini bulan
saldırgan bir kalbin var artık senin..
biraz sonra ağlayacak bu gülümseyen gözler..
mutlulukların kalıcı olmadığını baştan beri bilirdi zaten..
mutlu sonlara ağlayacak kadar küçüldüm üstelik..
kalma,
sen de git benden..

Sana dair izlerim/rin gözlerime çarpıyor..
Yürekte hafiflese de acılar beden de hep kalıcı oluyor
Acımasız oluyor ve de küstah
Senin bedenin nasıl sana bu kadar düşman olabiliyor?
Neden unutmak için yardımcı olmuyor?
Bana sunulmuş hayatın neresinde olduğumu/nu merak ediyorum..
Oysa canım yanmazdı bu kadar binip bir gün bir otobüse acıtan yanlarımdan arınmak adına terk edişlerim olmasaydı eğer..
Bir kitap okudum ve hayatım değişti cümlesini kendime uyarladım
“Bir gün bir otobüse binip gittim ve hiçbir şey bir daha eskisi gibi olmadı.”
Pek de cesaretim yok ya anlatmaya onca ayı/ acıyı..
Ardıma almaya çalışırken yaşanmışlıkları yüreğim hala aynı tedirginlite hızlı hızlı çarpıyor
Düşüncelerim yine donuk...
Ellerim soğuyor..
Gözlerimi kapatmak istiyorum görebilmek için tüm düşlerimi
Gerçek olmuşçasına…
Ve ben biliyorum iyi de yazamıyorum ama başka hiçbir eylemde bu kadar var olamıyorum..
Kendimi bu kadar ortaya koyamıyorum..
Ve yine yazıyorum birileri yine kendini yalnız hissetmesin diye..
Görmemeye çalışmak
Duymamaya çabalamak
Susmaya/ susturmaya çalışmak
Anlamamak için yormak aklımı
Anlamlandıramayınca boğulmak
Gözlerdeki o derin ifadeler arada bir misafir olur yine
Tek gerçekliği olur dünyamın..
Ve ben yine yaşamaya çalışırcasına ölmeye uğraşırım..
04.04.2009/ M.S
Yürekte hafiflese de acılar beden de hep kalıcı oluyor
Acımasız oluyor ve de küstah
Senin bedenin nasıl sana bu kadar düşman olabiliyor?
Neden unutmak için yardımcı olmuyor?
Bana sunulmuş hayatın neresinde olduğumu/nu merak ediyorum..
Oysa canım yanmazdı bu kadar binip bir gün bir otobüse acıtan yanlarımdan arınmak adına terk edişlerim olmasaydı eğer..
Bir kitap okudum ve hayatım değişti cümlesini kendime uyarladım
“Bir gün bir otobüse binip gittim ve hiçbir şey bir daha eskisi gibi olmadı.”
Pek de cesaretim yok ya anlatmaya onca ayı/ acıyı..
Ardıma almaya çalışırken yaşanmışlıkları yüreğim hala aynı tedirginlite hızlı hızlı çarpıyor
Düşüncelerim yine donuk...
Ellerim soğuyor..
Gözlerimi kapatmak istiyorum görebilmek için tüm düşlerimi
Gerçek olmuşçasına…
Ve ben biliyorum iyi de yazamıyorum ama başka hiçbir eylemde bu kadar var olamıyorum..
Kendimi bu kadar ortaya koyamıyorum..
Ve yine yazıyorum birileri yine kendini yalnız hissetmesin diye..
Görmemeye çalışmak
Duymamaya çabalamak
Susmaya/ susturmaya çalışmak
Anlamamak için yormak aklımı
Anlamlandıramayınca boğulmak
Gözlerdeki o derin ifadeler arada bir misafir olur yine
Tek gerçekliği olur dünyamın..
Ve ben yine yaşamaya çalışırcasına ölmeye uğraşırım..
04.04.2009/ M.S
28 Mar 2009
Beyaz Adam
8 Mar 2009
Tanrıdan kaç, kendinden kaç, denizin dibini boyla misali..

...
gitmeler değil vedalar kaybettirir ya da kazandırırmış..
ve üçüncü mevsimdi yalnızlık- adı ilkbahardı..
her çiçek bir vedaya açardı..
şimdi tek bir kent değil.. içimden şehirler geçiyor..
yokluğun hiçliğime dönüşüyor..
hüzün.. içimde yüzündü hüzün..
güzel bi son yazacağım sana/ için rahat olsun.
olmak istediğin yerde vazgeçmek zorunda olduklarınla beraber olacağın bi son..
öykülerimde..
aldatıldığın / aldattığın öykülerde..
adam neden hep ağlarsın !
şarkılar var hala..değişmezler onlar vedaların ardından bile..aynı tını ruhuna akmaya devam eder..
her şey olasıdır ama olasılıksızlardır şimdiki demimizi süsleyen.
bu kelimeleri toparlamaya çalışan ahmak benim.. aylar sonra..
beceriksizim..
vedalara sessizliğim el sallar..
işte ordasın o beni sarmasını beklediğim ellerin salınır bana doğru..
evet.. ellerin büyük ellerin..
bu bir bitişin son cümlelerinden biridir.
-- Ellerin sıcak mıdır?
-- Buz gibi..
aslında neler demek ister.. de ellerim buz gibi der sadece..
kelimeler uzadıkça yanımda kalacakmışsın gibi..
olabildiğine saçmalayıp, uzamasını istiyorum..
zaman dolmasın / zamanımız dolmasın..
bırak düşündeki / kaldırımda ki yeşil çantalı, kumral kızı..
olduğu yerde kalsın. kalsın derdin..onlardan olmasın..
onlar silerler..
onun gibi.. onlar gibi gitme..
kabullenirmiş vedaları insanlar..
haklıymış.
son cümlem "son cümle olmayacak" olurdu..
tanrıdan kaçmak gibi bir şey bu..
kendinden kaçmak..
denizin dibini boylamak..
ölümüze de acı çektirmez ya tanrı !
mutlu kal..
oysa ben istemez miydim kısacık öykümün en güzel yerinde yaşatmak seni..
adını yeniden koymak..
ve şiirler yazdım sana..
sen sana yazılan başka şiirleri okuduğun anda..
ve üçüncü mevsimdi yalnızlık- adı ilkbahardı..
her çiçek bir vedaya açardı..
şimdi tek bir kent değil.. içimden şehirler geçiyor..
yokluğun hiçliğime dönüşüyor..
hüzün.. içimde yüzündü hüzün..
güzel bi son yazacağım sana/ için rahat olsun.
olmak istediğin yerde vazgeçmek zorunda olduklarınla beraber olacağın bi son..
öykülerimde..
aldatıldığın / aldattığın öykülerde..
adam neden hep ağlarsın !
şarkılar var hala..değişmezler onlar vedaların ardından bile..aynı tını ruhuna akmaya devam eder..
her şey olasıdır ama olasılıksızlardır şimdiki demimizi süsleyen.
bu kelimeleri toparlamaya çalışan ahmak benim.. aylar sonra..
beceriksizim..
vedalara sessizliğim el sallar..
işte ordasın o beni sarmasını beklediğim ellerin salınır bana doğru..
evet.. ellerin büyük ellerin..
bu bir bitişin son cümlelerinden biridir.
-- Ellerin sıcak mıdır?
-- Buz gibi..
aslında neler demek ister.. de ellerim buz gibi der sadece..
kelimeler uzadıkça yanımda kalacakmışsın gibi..
olabildiğine saçmalayıp, uzamasını istiyorum..
zaman dolmasın / zamanımız dolmasın..
bırak düşündeki / kaldırımda ki yeşil çantalı, kumral kızı..
olduğu yerde kalsın. kalsın derdin..onlardan olmasın..
onlar silerler..
onun gibi.. onlar gibi gitme..
kabullenirmiş vedaları insanlar..
haklıymış.
son cümlem "son cümle olmayacak" olurdu..
tanrıdan kaçmak gibi bir şey bu..
kendinden kaçmak..
denizin dibini boylamak..
ölümüze de acı çektirmez ya tanrı !
mutlu kal..
oysa ben istemez miydim kısacık öykümün en güzel yerinde yaşatmak seni..
adını yeniden koymak..
ve şiirler yazdım sana..
sen sana yazılan başka şiirleri okuduğun anda..
24 Şub 2009
......
....
Güneş bahar sabahının içinde görünüyor
Yattığım yerde, toprağımdan başka bir şey yok...
...
..
Biliyor musun ne tam anlamıyla savaşabiliyor.
Ne umutlanabiliyoruz ne de haykırabiliyoruz.
Ne de tam anlamıyla arzulayabiliyoruz.
Söküp atamıyoruz…
Çığlıklar hep derinimizde öylece kalıyor…
Zaman ürkütüyor.
Gelecek günlerin getireceği sıkıntılar...
Vazgeçmek zorunda bırakılacaklarımız…
Henüz tanışmadığımız insanlar…
Ya da daha yakın tanımadığımız...
Yeni tartışmalar...
Yeni sevişmeler...
Henüz yaşamadığımız...
Tadına varamadığımız.
Ruhumuzda kaldırıp korkuların arasına koyduğumuz her şey…
Ürkütüyor…
Çünkü tüm cevaplar biz de…
Aşk diyoruz ya.
Elde edince bitiyor... Oturup bir köşede yalnızlığımızı izliyorlar... Sadece...
Hiçbir şey olması gerektiği gibi değil...
Onca yaş akıttığımız gözlerimiz bile... Hayvanlar tarafında oyulacak…
Öldükten sonra...
Ölüm var.
Öyle bir şey ki…
Ne bir son denilebilir…
Ne de bir başlangıç…
Yine de aşk gerek...
Değer vermek gerek…
Dokunmak... dokunmak daha çok dokunmak… derinine sokmak istercesine sarılmak..
Tükenene kadar ağlayıp sonrasında yüzyıllarca uyumak gerek
Dizlerimin üstünde, elim yüzümde
Bir şubat karı düşün
Yağan büyük beyaz yağmurları…
Örttüklerini düşün...
Tüm kiri pası…
Bembeyaz...
Güneş gibi…
Öyle örtmek gerek…
Düşünüp sonra silmek gerek hafızandan.
Boğazında düğümlenen ne varsa.
İzleri kokusu kalmasını istiyorsan…
Sevişmeli bir yabancıyla…
Tanıdık gelmemeli hiçbir koku hiçbir ten
Alışmamalı…
Bir yabancıya anlatmalı hikâyeni…
Bitiminde unutmalı...
Bitene kadar bitmez…
Bittiğinde biter ama…
Yalnızsam eğer…
Anlatacak kimsen yoksa ruhundaki izleri…
Avuçlarını açmalı…
Aynaya bakar gibi ya da dünya güzeli bir sevgiliye...
dökmeli içini..
Ola ki canın ağlamak istedi birinin omzunda...
Tutmak birinin elini sıkı sıkıya katlanabilmek için bu acıya
Birinin elinle bir diğerini sarıp sarmalamalı…
Yalnızlık hep uzak tutulmalı…
Mutluluğun hiçbir zaman kalıcı olamadığı bu ruhtan...
Ve yine bir şubat karı düşün
Yağan büyük beyaz yağmurları…
Örttüklerini düşün...
Tüm kiri pası…
....
Güneş bahar sabahının içinde görünüyor
Yattığım yerde, toprağımdan başka bir şey yok...
...
..
Biliyor musun ne tam anlamıyla savaşabiliyor.
Ne umutlanabiliyoruz ne de haykırabiliyoruz.
Ne de tam anlamıyla arzulayabiliyoruz.
Söküp atamıyoruz…
Çığlıklar hep derinimizde öylece kalıyor…
Zaman ürkütüyor.
Gelecek günlerin getireceği sıkıntılar...
Vazgeçmek zorunda bırakılacaklarımız…
Henüz tanışmadığımız insanlar…
Ya da daha yakın tanımadığımız...
Yeni tartışmalar...
Yeni sevişmeler...
Henüz yaşamadığımız...
Tadına varamadığımız.
Ruhumuzda kaldırıp korkuların arasına koyduğumuz her şey…
Ürkütüyor…
Çünkü tüm cevaplar biz de…
Aşk diyoruz ya.
Elde edince bitiyor... Oturup bir köşede yalnızlığımızı izliyorlar... Sadece...
Hiçbir şey olması gerektiği gibi değil...
Onca yaş akıttığımız gözlerimiz bile... Hayvanlar tarafında oyulacak…
Öldükten sonra...
Ölüm var.
Öyle bir şey ki…
Ne bir son denilebilir…
Ne de bir başlangıç…
Yine de aşk gerek...
Değer vermek gerek…
Dokunmak... dokunmak daha çok dokunmak… derinine sokmak istercesine sarılmak..
Tükenene kadar ağlayıp sonrasında yüzyıllarca uyumak gerek
Dizlerimin üstünde, elim yüzümde
Bir şubat karı düşün
Yağan büyük beyaz yağmurları…
Örttüklerini düşün...
Tüm kiri pası…
Bembeyaz...
Güneş gibi…
Öyle örtmek gerek…
Düşünüp sonra silmek gerek hafızandan.
Boğazında düğümlenen ne varsa.
İzleri kokusu kalmasını istiyorsan…
Sevişmeli bir yabancıyla…
Tanıdık gelmemeli hiçbir koku hiçbir ten
Alışmamalı…
Bir yabancıya anlatmalı hikâyeni…
Bitiminde unutmalı...
Bitene kadar bitmez…
Bittiğinde biter ama…
Yalnızsam eğer…
Anlatacak kimsen yoksa ruhundaki izleri…
Avuçlarını açmalı…
Aynaya bakar gibi ya da dünya güzeli bir sevgiliye...
dökmeli içini..
Ola ki canın ağlamak istedi birinin omzunda...
Tutmak birinin elini sıkı sıkıya katlanabilmek için bu acıya
Birinin elinle bir diğerini sarıp sarmalamalı…
Yalnızlık hep uzak tutulmalı…
Mutluluğun hiçbir zaman kalıcı olamadığı bu ruhtan...
Ve yine bir şubat karı düşün
Yağan büyük beyaz yağmurları…
Örttüklerini düşün...
Tüm kiri pası…
1 Şub 2009
Nocturnal Depression- Nostalgia

Ve bir kez daha öpüyor beni umutsuzluk
Soğuk hayalet dudaklarıyla
Kendi yıkımım rehberlik ediyor bana mezarıma doğru
Bir çok kereler kazdığım mezarıma...
Ve bir kez daha hayali bir düşünce oluyorum
Unutulmuş, üzgün, sefil bir bok
Yalnız anılarda, siyah dünyaların içine düşüşüm gibi
Müziğimin başarısı kanla yazılır
İntiharın müziği kırmızıyla yazılır
Bunu kendim yaptım, bileklerim zaten açık...
Ve gözyaşlarım gibi durmadan dökülüyor
Aramızdaki her şey kayıp
Dizlerimin üstünde, elim yüzümde
Güneş bahar sabahının içinde görünüyor
Yattığım yerde, toprağımdan başka bir şey yok
Artık umursamıyorsun onu
Duyguların diğer tarafında yaşıyorsun
Ama bizim şubat karımız
Örtüyor benim cansız bedenimi.
31 Oca 2009
- " Ben artık kimseye inanmak istemiyorum ! Senin hakkımda düşündüklerinden çok benim sana ne hissettiğimin daha önemli olduğunu anladım." dedi.
+ "Peki ya inanılmayacak masallar dinlerken de uyuyan çocuklar var mıdır?" diye karşılık verdi. Mavi bereli adam.
-" Peki ya sen olağanın aksine terminallerde huzur bulup, kaybettiğin değil vazgeçtiğin ne varsa orada bulacağına inandın mı?"
+ "Biraz uyusak geçer mi?"
+ "Peki ya inanılmayacak masallar dinlerken de uyuyan çocuklar var mıdır?" diye karşılık verdi. Mavi bereli adam.
-" Peki ya sen olağanın aksine terminallerde huzur bulup, kaybettiğin değil vazgeçtiğin ne varsa orada bulacağına inandın mı?"
+ "Biraz uyusak geçer mi?"
Kaydol:
Yorumlar (Atom)




