
Ve bir gün daha bitti. Biraz daha farklıydı sanki diğerlerinden.
İçimde biri diriliyor, benden izin aldığını hatırlamıyorum.
Duygularımı, düşüncelerimi allak bullak ediyor, ne ağlayabiliyorum ne de gönlümce keyiflenebiliyorum.
Gelen her neyse ruhumda soru işaretleri bırakarak ilerliyor zihnime doğru ve sıkıştırıyor beni cevapların arasında…
Silmek istiyorum geçmişi, geçmişteki beni… fakat hammaddesi petrol olan şeyle değil, adını bilmem ama yok etsin tüm kaygılarımı,pişmanlıklarımı izleri dahi kalmasın.
Oysa onca insan var yeryüzünde, yıldızlarda, ağaç köklerinde… Tanrı’ya dilenen bağışlanmayı dileyen eller var, ellerin üzerinde tuzlu sular var… Buharlaşmaları için yürek sıcaklığı gereken…
Kime ya da ne için aktığı bilinmez ya dibine doğru akan bir kum saati olan zamana mı yoksa adeta tükenmek üzere bir süt şişesi gibi olan sabrımıza mı bilinmez.
Bitsin artık bugün, öğrettiği sadece her şeyin tükenebileceği değil bugün, farklı şey öğrendim bugün. Güneş gecenin huzuruna, bir yaz akşamının ılık esintisine bıraksın yerini… bugün bitsin…
Aslında bunları söylerken bile karamsarlık var içimde… Kendimize söylediğimiz yalanların ne zaman sonu geldik ki…
Bugünkileri saat 16:50 treniyle ruhumun saklı bahçelerine gönderdi ama geride unuttukları bir şey var her halde…
Birşey…
Bir insan…
Mızıkçılık yapan ve cezalandırılmayı bekleyen bir hayat…
İçimde biri diriliyor, benden izin aldığını hatırlamıyorum.
Duygularımı, düşüncelerimi allak bullak ediyor, ne ağlayabiliyorum ne de gönlümce keyiflenebiliyorum.
Gelen her neyse ruhumda soru işaretleri bırakarak ilerliyor zihnime doğru ve sıkıştırıyor beni cevapların arasında…
Silmek istiyorum geçmişi, geçmişteki beni… fakat hammaddesi petrol olan şeyle değil, adını bilmem ama yok etsin tüm kaygılarımı,pişmanlıklarımı izleri dahi kalmasın.
Oysa onca insan var yeryüzünde, yıldızlarda, ağaç köklerinde… Tanrı’ya dilenen bağışlanmayı dileyen eller var, ellerin üzerinde tuzlu sular var… Buharlaşmaları için yürek sıcaklığı gereken…
Kime ya da ne için aktığı bilinmez ya dibine doğru akan bir kum saati olan zamana mı yoksa adeta tükenmek üzere bir süt şişesi gibi olan sabrımıza mı bilinmez.
Bitsin artık bugün, öğrettiği sadece her şeyin tükenebileceği değil bugün, farklı şey öğrendim bugün. Güneş gecenin huzuruna, bir yaz akşamının ılık esintisine bıraksın yerini… bugün bitsin…
Aslında bunları söylerken bile karamsarlık var içimde… Kendimize söylediğimiz yalanların ne zaman sonu geldik ki…
Bugünkileri saat 16:50 treniyle ruhumun saklı bahçelerine gönderdi ama geride unuttukları bir şey var her halde…
Birşey…
Bir insan…
Mızıkçılık yapan ve cezalandırılmayı bekleyen bir hayat…