"Çocuk,
Her vedanın ardında bir bekleyeni vardır kimsenin bilmediği
Ve her gözyaşının altında bir dua kimsenin duymadığı
Çevir gökyüzüne başını.Bakma arkana!Daha sert basa basa, daha güçlü!
Anlat bu kara şehrin yollarına ak adımlarınla!
Gitmek yenilmek değil kazanmak da!
Gitmek gitmektir işte.
Hepsi bu. "

27 Eyl 2008


Gizli özneler bırakıp tüm yaşanmışlığımın ardından, dönüşü olmayan yollara sapmak istiyorum mübalâğaya uğramış günahlar gibi.
Sahil kenarlarında bırakılan çöpler gibi hissediyorum kendimi, kullanılmış, atılmış ve eskitilmiş; kaldırıp atacak bir çevreciyi beklemekteyim.
Ne sarhoşluk transları arzular bedenim ucuz biralar ne de nefes almakta güçlük çeken ciğerlerime karbon monoksitten buharlar göndermeye niyetim var.
Ey Tanrım oralarda bir yerdesin biliyorum. Benim için yazdığın senaryoları merakla bekliyorum. Ben tükenmişliğe yaklaşmışken, sen pes etmiyorsun devamını getirmekten hayatımın ucuz haftalık dizilerin senaristleri gibi. Tanrı’nın gücünden kasıt bu olsa gerek. Senden ne isteyecek bir şey bulamıyorum. Ama umut ediyorum bunun son terk edilişim olmasını. Cezam bitmiş olsun artık.

Dolan gözlerimden damlamak üzere olan ve şuan akışkan bir kimyaya bürünen gözyaşlarımın devamının gelmesini engelleyebildiğim için güldüm.

Bu yüzden bile mutlu olabiliyorum artık. Mutluluk kalitem yüksek olmamakla beraber hiç bu kadar da düşük olmamıştı.
Beni en iyi anlayabilecek birinin olduğu bir şehre bilet alıp, birkaç saat içinde yola koyulmak istiyorum. İnince onun boynuna sarılıp ağlamak ve geçmişime son noktayı koyup geleceğime ilk adımlarımı atmak istiyorum henüz yabancı olduğum şehrin sokaklarında. Belki beni bekleyen yok bir başka şehirde, beni anlayabilecek biri de.

Zaten cesaretim de yok çekip gitmeye hem olsa da ne fark eder ki gömüldük sisteme, alışılmışlığa, vazgeçmeye…
Her şeye rağmen gitmek istiyorum.

Ruhumda taşıdığım iki benlikten biri komada. Diğerinin son kullanma tarihini uzatmaya bakıyorum hepsi bu.