Kırık çerçevelere yakıştıramadık milyon dolarlık tabloları
Biz kaç milyon dolar ederdik acaba?
Milyon dolarlık bebek alırken Oscar’ı.
"İÇİNDE BARINDIRDIĞIN EVREN KADAR VAR OLACAKSIN VE HAYATTAN ÇALDIĞIN ZEVKLER KADAR YAŞADIĞINI ANLAYACAKSIN."
"Çocuk,
Her vedanın ardında bir bekleyeni vardır kimsenin bilmediği
Ve her gözyaşının altında bir dua kimsenin duymadığı
Çevir gökyüzüne başını.Bakma arkana!Daha sert basa basa, daha güçlü!
Anlat bu kara şehrin yollarına ak adımlarınla!
Gitmek yenilmek değil kazanmak da!
Gitmek gitmektir işte.
Hepsi bu. "
Her vedanın ardında bir bekleyeni vardır kimsenin bilmediği
Ve her gözyaşının altında bir dua kimsenin duymadığı
Çevir gökyüzüne başını.Bakma arkana!Daha sert basa basa, daha güçlü!
Anlat bu kara şehrin yollarına ak adımlarınla!
Gitmek yenilmek değil kazanmak da!
Gitmek gitmektir işte.
Hepsi bu. "
13 May 2008
‘’Sil bunu’’ dedim
‘’sil ve hemen yok et’’
Yansımam kalmasın hiçbir yerde, hiçbir göz bebeğinde ve işgal ettiğim bütün kalplerde…
Sense ‘’tamam’’ dedin, ünlemlerimin nedenini bilmeden,yoksunca..
‘’Sil bunu’’ dedim
‘’sil ve hemen yok et’’
Yok et ki yeniden doğabileyim…
Annem merhamet, babam isyan olsun…
İşgalcilere karşı direnebilmem lazım benim…
Hemen doğmam lazım benim, masum onca insan can vermeden…
Hainlikleri şeytanın günahlarından ağır basanlar dünyayı ele geçirmeden
O yüzden ‘’hemen yok et’’
‘’sil ve hemen yok et’’
Yansımam kalmasın hiçbir yerde, hiçbir göz bebeğinde ve işgal ettiğim bütün kalplerde…
Sense ‘’tamam’’ dedin, ünlemlerimin nedenini bilmeden,yoksunca..
‘’Sil bunu’’ dedim
‘’sil ve hemen yok et’’
Yok et ki yeniden doğabileyim…
Annem merhamet, babam isyan olsun…
İşgalcilere karşı direnebilmem lazım benim…
Hemen doğmam lazım benim, masum onca insan can vermeden…
Hainlikleri şeytanın günahlarından ağır basanlar dünyayı ele geçirmeden
O yüzden ‘’hemen yok et’’
Özgürlüklerimiz takıntılara ağıtlar yakar
Ve ninelerimizden kalma ninnilerimiz suskunlaşır bir zaman
Masallardaki kötüler değil miydi önyargının ürünü olan
Ve annesinin sözünü dinlemeyen kırmızı başlıklı kız iken kurdun kabahati neydi?
Daha ruhumuzu kontrol edemeden yasalara istemsiz teslim oluşumuz değil miydi nezarette geçirilen gecelerin nedeni?
Bir susuş dile getirirdi sebepleri.
Ve kaybedilmeye yüz tutmuş bir gurunun aynalardaki kör noktalarını süslerdi yalakalıklar…
Ve ninelerimizden kalma ninnilerimiz suskunlaşır bir zaman
Masallardaki kötüler değil miydi önyargının ürünü olan
Ve annesinin sözünü dinlemeyen kırmızı başlıklı kız iken kurdun kabahati neydi?
Daha ruhumuzu kontrol edemeden yasalara istemsiz teslim oluşumuz değil miydi nezarette geçirilen gecelerin nedeni?
Bir susuş dile getirirdi sebepleri.
Ve kaybedilmeye yüz tutmuş bir gurunun aynalardaki kör noktalarını süslerdi yalakalıklar…
Dere beyler selam çakar yozlaşmış kuşaklara topa tutulmuş şatolarından
Gradyotörler insanlık için savaşmayı ertelerler
Engizisyon mahkemelerinin tarihi zaferini engeller aydınlık çağı
Masallarla oyalanır nesiller
Ve
Masallar iyi ve kötüyü ayıran en güçlü hudutlar oluverir
Doğan bebekler sessiz çığlıklarında cenneti özlediklerini söylerler
Başrollerini oynar çünkü insanlığın nefret, para hırsı, egoistlik, erdemsizlik, ırkçılık ve her türlü sömürü
Zaten doğaya dolayısıyla ağaçlara da ihtiyaç yoktur nükleer santraller oldukça
Batan günü öncekilerinden ayıracak bir şeye ihtiyaç vardır.
Güzel yarınların ilk gününe doğacak olan bir Güneş…
ÜÇ NOKTALAR...
Üç noktalar…(olan biteni anlatırlar)
Seni özledim kalemim, parmaklarımı şekilden şekle sokuşunu, içimi bir hoş edişini, tüm sakinleştiricilere taş çıkartan etkini…
Seni özledim… Uzun zamandır yazamadım. Erteledim biliyorum… Ama döndüm ya sonunda.
Zaman geçer bir şekilde nasıl olsa ve bize getirileri büyür içimizde… Ama bazen fazla gelir yaşadıklarımız, sığdıramayız içimize ve içimiz dışımıza çıkar… Şuan olduğu gibi…
Doyumsuz bir tadın var senin; hiçbir zaman kaşıklayamadığım. Ruhumu okşar sanki bir elin, canlı gibisin adeta. Bugün birkaç yıl önce ağzımdan çıkan birkaç cümlenin uzantısı bir gün geçirdim. Öğretmenliği öğretmeye kalktılar ben ise öğrenmeye kalkıştım, bilmediğim bir okulda, daha önce yüzlerini görmediğim insanların içinde… Herkes kendi halindeydi, kendi yaşamları içinde… Keşke hayat derslerde öğretilen konular kadar teorik ve sorunların çözümü de soru çözümleri kadar kesin ve somut olabilseydi. Umudu gördüm en önemlisi gözlerine iyilik perdesi inmiş miniklerin gözbebeklerinde. Oysa ben umuda savaş açmış olanları da gördüm ihtişamlı koltuklarda, zoraki duyulan saygıların öznelerinde… Var olanı ve var olanı yok etmeye çalışanı görmek. Zamanın getirisi sanırım bu bakış açısı. Bende istiyorum tekrar çocuk olmayı. Ne hakla umudumu çaldı berduşun didaktik saltanatı? Gözlerim doluyor, büyümekten git gide korkmaya başlıyorum. Hayallerimden mahrum bıraktığım gerçeklerle yüzleşmekten tiksiniyorum. Çünkü düşlerden alıntı hayallere ihtiyacım(ız) var.
Sözü özü; büyümek için çok mu geç kaldık? Yoksa çok mu erken koyulduk gerçeklik yoluna. Bilemiyorum.
Seni özledim kalemim, parmaklarımı şekilden şekle sokuşunu, içimi bir hoş edişini, tüm sakinleştiricilere taş çıkartan etkini…
Seni özledim… Uzun zamandır yazamadım. Erteledim biliyorum… Ama döndüm ya sonunda.
Zaman geçer bir şekilde nasıl olsa ve bize getirileri büyür içimizde… Ama bazen fazla gelir yaşadıklarımız, sığdıramayız içimize ve içimiz dışımıza çıkar… Şuan olduğu gibi…
Doyumsuz bir tadın var senin; hiçbir zaman kaşıklayamadığım. Ruhumu okşar sanki bir elin, canlı gibisin adeta. Bugün birkaç yıl önce ağzımdan çıkan birkaç cümlenin uzantısı bir gün geçirdim. Öğretmenliği öğretmeye kalktılar ben ise öğrenmeye kalkıştım, bilmediğim bir okulda, daha önce yüzlerini görmediğim insanların içinde… Herkes kendi halindeydi, kendi yaşamları içinde… Keşke hayat derslerde öğretilen konular kadar teorik ve sorunların çözümü de soru çözümleri kadar kesin ve somut olabilseydi. Umudu gördüm en önemlisi gözlerine iyilik perdesi inmiş miniklerin gözbebeklerinde. Oysa ben umuda savaş açmış olanları da gördüm ihtişamlı koltuklarda, zoraki duyulan saygıların öznelerinde… Var olanı ve var olanı yok etmeye çalışanı görmek. Zamanın getirisi sanırım bu bakış açısı. Bende istiyorum tekrar çocuk olmayı. Ne hakla umudumu çaldı berduşun didaktik saltanatı? Gözlerim doluyor, büyümekten git gide korkmaya başlıyorum. Hayallerimden mahrum bıraktığım gerçeklerle yüzleşmekten tiksiniyorum. Çünkü düşlerden alıntı hayallere ihtiyacım(ız) var.
Sözü özü; büyümek için çok mu geç kaldık? Yoksa çok mu erken koyulduk gerçeklik yoluna. Bilemiyorum.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)