Beklenmedik bir anda ağzının tam kenarına sert bir yumruk.
Kimden geldiğinin ne önemi var a.p.s ile geldiği muhakkak.
Kanar ardından, durmadan kanar
Canı yanar, canı çok yanar.
Susar, canı yanar ve susar.
Suskundur çünkü cevaptır suskunluğu istem dışı bir sadiste.
Ne mantık ne de neden arar, sadece susar.
Ve ben duymak istediğim şeyleri söylüyorum belirsiz bir zamanda tanımaya çalışacağım kişilere.
Öğretici bir anlatımı yumuşatarak dönek ve yavşak cümlelerle…
En büyük korkusu; benden uzak kaldığında benim onu unutmammış şimdilik.
Gönlümün iğrenç bir vefasızlık örneği göstermesiymiş.
O böyle söylemedi tam olarak, ben duymak istediğim gibi duydum, varsaydım ve şimdide öylece yazıyorum.
Cevap geldi sanırım, telokominikasyon harika bir şey.
Ha! Bu arda vanilya kokusunda yazıyorum tüm bunları. Yoğun bir vanilya kokusu hem de. İlham perilerim uçup gelirler hemen belki de reklamlardaki kahve kokusuna gelen görmemiş komşular gibi. Kahve kokusu kadar çekici midir vanilya kokusu?
Şimdi söz sevgilide: Zamanını bilmiyormuş ama benden uzak kalacağı bir zamanı düşleyebiliyor korkuları yüzünden de olsa.
Gerçek aşk pastasında ayrılık için ayrılmış dilimler de var mıdır?
Vanilya kokan bisküvilerimde var gerçek aşk pastasının yanında size ikram edebileceğim.
Gerçek bir sevgide ayrılığa yer yoktur diyen algılarım, düşüncelerim, düşlerim arasında. Düşünmekten korktuklarımdan alıkoyuyor bu saçma satırlarım ve odam da yoğun olarak hissedilen vanilya kokusu.
Neyse tereddüt ediyorum nasıl bir cevap vermem gerektiği konusunda. Söyler şimdi vanilya kokusuna gelen ilham perilerim bekleyin bir iki dakika daha.
“ya olur ya olmaz. 21.yy aşkı bu. Sevme geleneğini tekrar yazmıyor muyuz biz aptal iki genç? “
Derken üçüncüsünü attım vanilyalılardan ağzıma…