"Çocuk,
Her vedanın ardında bir bekleyeni vardır kimsenin bilmediği
Ve her gözyaşının altında bir dua kimsenin duymadığı
Çevir gökyüzüne başını.Bakma arkana!Daha sert basa basa, daha güçlü!
Anlat bu kara şehrin yollarına ak adımlarınla!
Gitmek yenilmek değil kazanmak da!
Gitmek gitmektir işte.
Hepsi bu. "

17 Nis 2010

Mükemmel Öfke

Günler birer ikişer ileri sarıyor



Ilık süt ikram ederek gözünü boyayamazsın ki zamanın yaşlanmaktan korktukça


Anlayabiliyorum hissizliğini


Kaldır kafanı bak dışarı


Şemsiyeler açmışlar bu iç açıcı havada.


Tüm müzikleri sustursalar da ne fayda


Biliyorum


Tanrı yağmur sesiyle deliyor kulaklarını


Fakat öyle umursamazlar ki


Aldırışsız yürüyorlar yönleri tersine dönmüş, amaçsızlar.


Yeryüzünün tüm denizlerine döktüm küllerini kalıcı duyguların


Gemiler inşa ettim düşlerimde uzağa, daha uzağa gidebilmek için.


Tüm zamanlarda ve tüm coğrafyalarda izine rastlayamadım.


İçimdeki seste vardın sen sadece.


O okşayan sesini öpücüklere boğamadım.






Gizem Gözde 17/04/10

11 Nis 2010

Şehr-i aşk


Aşık olduğum şehre aşık olduğum adamla tekrar sevdalandım

Şehir değil ama aşk düştü bu sefer

Şehr-i aşk galip geldi


Aşık olduğum adam olmasa da içinde.
O adam artık aşık olduğum adam olmasa da.


Aşık olduğum şehir yine benimle.
Bekleyecek beni o "yeryüzünün cenneti"
Beni hep bekleyecek
Ben ceninleşinceye kadar

Ve benden önce sözüme karışan şair dedi ki:
"Belki bu uzaklık olmasa bu efsane olmazdı."


Gizem Gözde

11 Nisan 2010

başladığı gibi biter her şey..

—Başladığı gibi biter her şey ve beynimin içinde atılır zarlar./ Ah bayım! Çekip kollarımdan hafifçe, götürün uzaklara beni./ Aşka ihtiyacım var/ Size ihtiyacım var.



—Gelin benimle bayan, hiç kimsenin hayal etmediği yerlere gidelim,


Hayal girmemiş topraklara; orda yeniden kuralım dünyamızı


Kendi hayal ettiğimiz gibi...


—Sizi duyuyorum./ Sizi istiyorum./ Sizi çok istiyorum. / Hayallerinizde nefes almayı…


—Hayallerimdesiniz bayan…

dokunursam diner mi acın?

Dokunursam yavaşça diner mi acın, fısıltıya döner mi çığlığın



Susmak zaman kaybettirir ama konuşmak için sözcükte bulamıyorum


Bir ayin coşkusuyla ölümü çağır benim için, gecikti.


Boğuluyorum yaşlarımda, ıslak bedenine son kez dokunmaya ihtiyacım var


Oysa sen beni hiç anlamazdın geçen zaman rağmen


Artık geç, ölümü çağır benim için en acı haykırışla


Bekle! Bedenim yalpalanır ruhani uyuşturucularda


Çoraklaşır kalbim, damarlarımda senin tuzun dolaşır.

içimiz içimizdeki içimize damlatır kendini yarısı senin olsun yarısı benim..

—BAK PASLI RUHLAR GEÇİYOR ÖNÜMDEN HAYATA HURDALIK DİYE BAKAN…



—Bir geçmişle yüzleşme seansı bu başlayan yeni güne inat anılarla yalpalanıyoruz.


—DALGALAR VE SONSUZ GİBİ GÖRÜNEN YAPAYANLIZ BİR OKYANUSTA ROTAYI ŞAŞIRMIŞ BİR YOLCULUK BU.


—Kıyı uzakta, yaşam ölüm kadar kaçınılmaz.


—VE ÜZERİMİZE YIĞILMIŞ ANILAR EŞLİĞİNDE…


—Sizlere selam söylüyoruz balıklarla, türkuaz sulardan yeryüzüne çıkan derinlikler kadar…


—MASUM VE YANLIZ AMA KARAYA ULAŞMA UMUDU İLE…


—Şehrin buhranı gürültüsünden değil kazandıklarımızdan kaçış bu. Kazanamadıklarımıza doğru yaptığımız bu maraton…


—VE KAZANCIMIZIN YENİ UMUTLAR OLDUĞU…


—Bilmediğimiz ama düşlediğimiz yerler var bizim çorak bir tarla bazen de


Sivri-yüksek kayalıklar süsler hayallerimizi. Olanca gücümüzle o yerlere varmak için çabalarız, inancımızı zorlarız ve biliriz ki ulaşacağız.


—VE O YERE AİT OLMA İSTEĞİYLE CESARETİMİZİN KORKULARA AÇTIĞI BİR SAVAŞMIŞCASINA ESİRDE OLABİLİRİZ ORADA KAZANABİLİRİZDE BELKİ


—Ne olursa olsun umut eksik olmaz gayemizden, bir akşamüstü tekrar selam söyleyeceğiz misafir olduğumuz bir şehirden bilmediğimiz bir dilde, bir akşam kızıllığında...


—O ZAMAN KENDİMİZİ BULMUŞ OLACAĞIZ UMDUKLARIMIZDA.


—Ve biz yaşamanın amacına durup düşünmekle değil, içimizdeki sesle onu takip edip huzura ulaşarak ölenlerden olacağız belki de bir ilk.


—KENDİ AKŞAM KIZILLIĞIZDA ISITACAĞIZ SEVDİKLERİMİZİN ÜŞÜMÜŞ RUHLARINI


—Ve sıradan sözcükleri bir sırmış gibi söyleyeceğiz birbirimize sıra dışı biçimdeler de.


—ALIŞIK OLMADIĞIMIZ SIRADIŞILIĞIMIZA HAYRAN KALACAĞIZ O ZAMAN GÖZYAŞLARIMIZDA ERİYECEĞİZ VE BİR SOLUKTA ONCA YOLU YUDUMLAYACAĞIZ.


—Yaşayabilmek, özgürlük ve bütün olabilmek bu olsa gerek, bu olsa keşke tüm yaşanmışlıkların sonu diye dileyeceğiz varlığından haberdar olunmayan insanlar için de.


—İÇİMİZDEKİ YARALARIMIZ KABUK ATIP ÇÖZÜLEBİLENE KADAR YAŞAMAK VE YOĞURULMAK O SELDE AYILMAK SADECE BEKLENTİMİZ.


Cümleler bitse de tükenmez kelimelerin anlamları bu güzelliğe şükran duyup tanrılarla yaradılışa kadeh kaldıracağız ölümü beklerken…


—VE NOKTA KOYAMAYACAĞIZ ASLA İSTESEKTE İSTEMESEKTE


—Ruhumuzdaki sonsuzluk dile gelmiş kelimeler nafile.


—VE SONSUZ OLABİLME TUTKUSUYLA KAÇIŞLARIMIZ YAKINLAŞTIĞIMIZ ANLAR BİRBİRLERİNE O ZAMAN VARACAĞIZ TADIMIZA


—Beklenenler beklendiği gibi can bulurlar içimizde.


—İÇTİKÇE DEMLENİRMİYİZ O ZAMAN TAZELER Mİ BİZİ ZAMAN?


—Ve yaşamak kimin umurunda ruhum bile nefes almış ya bir zaman…


Anıl Kibriye- Gizem Gözde