
İnsanın içine aniden doğan tutkudur aşk...
Sebepsizce...
Üstelik hiç konuşmadığın, senin yüzüne bile bakmayan birine karşıda duyulabilir.
Bizim kalbimizin bize inat ancak iyi niyetle, sırf biz mutlu olalım diye; hoş eski mutluluğumuzun
onlarca binlerce katı daha mutsuz olacağımızı düşünmeden, sakıncalı kişilerin, platonik aşklarımızın
marinasına demir atmasıdır.
İşte benim sana olan aşkım da basit ve ani bir tutkuydu o aşk henüz büyümeye korkan bir tohum
iken.
Sonra basit bir bakışın, benim o aykırı anlamlar yüklediğim sahte bir avuntuydu...
Senin ilgini çekmek için düştüğüm komik durumlar...Olsun inan umrumda bile değildi arkadaş
sandığım insanların o masumca lakin komik hallerime kıs kıs gülmeleri.Çünkü o anda düşündüğüm tek
şey; bir gün senin gönlünü feth edip, onların karşısına seninle çıkacaktım ve bu sefer ben onlara kıs
kıs gülecektim. Kendimceydi bu imkansız hayallerim...
Bir bakış, bir gülümseme belki de benim öyle yorumladığım halisülasyonlar...
Yine de ben inandım ve tesadüf bir bakışın yağmur oldu aktı yüreğimdeki tohuma... O tohum
büyümeye korkan bir tohum iken...ve o tohum senin getirdiğin yağmur sayesinde filizlendi ama sanki
ömrü boyunca o yağmura muhtaçtı...
Utandım ve yüreğimdeki tohuma su veren bakışa karşılık veremedim...Yapabildiğim tek sey susmak
ve uzaktan sevmek oldu ama sen herşeye rağmen bana öyle yakındın ki kalbimden bir parça...hatta
kalbim sendin, sen ise kalbim...
Ahh! Bir bilseydim sende bana karşı bir damla sevgi var mıydı? O zaman ikimizin olacak aşk filizimizi
sonsuz ömürlü bir ağaç yapmaya yetecek.
Keşke sana olan tutkumu bilseydin diye iç geçirirdim, kalbim senin yanında yerinden fırlayacakmış gibi
atarken...