Dizlerimin üstünde, elim yüzümde
Yolcularını unutmuş otobüslerin terminalindeyim…
Kaybettiklerimin değil vazgeçtiklerimin peşindeyim…
Oysa bir şehri terk etmek demek
Onca anıyı birkaç bavula sığdırmak değilmiş…
Ardından koskoca bir şehrin yeniden doğması demekmiş…
Şehrin griliği içinde kaybolan kadınları, adamları,
Çizgilerine basmadan yürüdüğün kaldırım taşlarını,
Yolunun hiç düşmediği sokakları
ve bir türlü sevemediğin semtin otobüslerde yazan adını ardına almak demekmiş…
Zamanın birinde bir dostun söylediği
“Aşk için bir şehre git ama sakın aşk için bir şehri terk etme! “ sözü kulaklarında yankılana yankılana ardına bakmadan koşmakmış.
Suskunluğundan vazgeçmene rağmen sesini duyuramadığını fark ettiğinde artık onarılması pek mümkün olmayan yaralarının olduğunu anlarsın…
Kalp kırıklıkların, küçülen hayallerinin ve hiçbir zaman duymayı istemediğin isyankâr cümlelerin ağırlığı içinde erkenden büyütürsün ruhunu…
Sil baştan olmasa da kaldığın yerden daha güçlü ve daha inançlı devam etme ihtimalin vardır her zaman…
Sen yine de
Bir şubat karı düşün
Yağan büyük beyaz yağmurları…
Örttüklerini düşün...
Tüm kiri, pası…
Bembeyaz...
Güneş gibi…
Öyle örtmek gerek
Tüm kiri pası...
En az kendin kadar güzel şiirler yazıyorsun... TEBRİKLER...
YanıtlaSil